Cebimde Kalan Bir İki Nefes - Bir Deli Mavi

3 Ekim 2017 Salı

Cebimde Kalan Bir İki Nefes

kişisel blog, deneme, ölüm, intihar, bir deli mavi, semanur kök


        Kadın yine diğerlerinden pek de farklı olmayan bir sabaha uyanmak için yatmıştı. Uykusuzluğun verdiği zihin yorgunluğu yetmez gibi farklı bir adamla uyanacak olması da bir hayli yoruyordu onu. Sonra derin bir nefes çekti, yatağın kenarına oturdu. Sağ omzundan geriye doğru baktı, o adamı tanımak için çaba harcadı. Aklı bulanıyor, acılar çekiyor fakat bir şekilde unuttuğu bu adamı tekrar hatırlama eylemini başarıyla gerçekleştiremiyordu.

        Ellerini saçlarına geçirdi kadın. En dipte iken sıkıca çekti saçlarını. Aslında koparıp almak istiyordu önce. Sonra kıyamadı, düşlerinde sevdiği o adamın saçlarına aşık olduğunu hatırladığından. Eskimiş mutluluklar getirdi aklına. Dizlerinde uyuyan ve saçlarına ellerini geçirdiği o adamı hatırladı. Bir türlü yüzü gelmiyordu hatırına. Bir türlü bahar olmuyordu bu şehirde...

        Yatağından kalktı, balkona geçtiği süre zarfında onlarca şey düşündü kadın. Her sabah uyanmak zorunda bırakıldığı bu adam da kimdi? Sol yanını sızı içinde bırakan, sarılamadığı, uzaklaştığı bu adam da kim? Durdu ve derin düşüncelere daldı. O sıra ardı arkası kesilmeyen sigaraların bir yenisi de yanmıştı. Derin bir nefes ile çığlık ata ata en sessiz ağlamasını yaşadı kadın.

        Sonra bir ayak sesi... Yanından öylece geçti adam. Kadınsa halen bu yabancılığa anlam veremiyordu. Ardından tekrar bir düş gördü kadın. Hava alanında sarılırken yerlere yattığı bir adam bedeni ve yine hatırlayamadığı bir yüz daha. Bir yenisini yaktı sigarasının, tabi bir yudum da aldı tadını unuttuğu birasından. Tekrar anlam veremediği bir ağlama nöbeti. Üzerinde incecik mavi ipek bir gecelik, dışarısı -10 derece. Hissetmez mi bir insan acıdığını, hissedemiyordu işte kadın artık. Hissetmiyordu... alışmıştı...

        Bir yenisini yakmaya cesaret edemediği sigarasının paketini kapattı ve kenara koydu kadın. Yavaş adımlarla yatağına döndü. Halen kim olduğunu bulamadığı o adamın yanına  kıvrıldı korkuyla. Ellerini yumruk yapmış, dişleriyle sıkarken bir yenisi daha eklendi ağlayışlarının. Sonra birbiri ardına dökülen anılar,hatırladığı korkunç şeyler ve kahrolduğu o gerçek. Yanında öylece yatan o yabancı, evvelinde kendinden iyi tanıdığını düşündüğü o adamdı. Kadın buna katlanamıyor aklına geldikçe ölüp gitmek istiyordu...

        Aynı yatak içinde öldürmüştü bu iki aşık birbirlerini. Çok ağlıyor ama ne fayda. Artık yüz yüze gelmeye çekiniyordu. Her ikisi de ne kadar sevdiklerini unutmuş aynı yatak içinde iki farklı beden olmuşlardı. Sonra kadın kafasına vura vura ağlamış fakat adam kulaklarını kapatalı çok olmuştu. Birinin diğerini görmesi için illa ölmesi mi gerekiyordu. Kadın bu düşünceyle döndü durdu yatak da. Üzüldü ve daha da üzülecekti belki de. O da bu duruma son vermek istedi. Derince alınan bir nefes ile salonun ortasına bir garip gri ip astı kadın. Zamanın da seviştiği, ağlaştığı, sohbet ettiği o salonda astı kendini. Geriyi hiç düşünmeden... 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder