Previous
Next

15 Temmuz 2018 Pazar

BALKON HİKAYELERİ

BALKON HİKAYELERİ



        Hayat boyu neyin iyi, neyin doğru veya neden bazı şeyler kayıtsız şartsız yenilgidir, bunları düşünerek koca koca yılları heba ediyoruz. Ne solun dermanı var yürümeye, ne sağın koşmaya hali...
Sahiden bazen kendime sorular soruyorum. Hep bu balkonda, hep bu sandalye tepesinde.Kararlar vermek ve sonucuna katlanmak ne kadar zor. Hayat sana büyüdüğünü söyleyip duruyor. Ama ben halen o küçük kız çocuğu olarak kalmak istiyordum.

        ...Ellerim titriyordu o gece. Sigaramı paketinden zar zor çıkarmış, titreyen ellerimle güç bela yakmıştım. Arada hıçkırıyor ve derin nefesler alıyordum. Durdurmak imkansıza yakın sayılırdı gözyaşlarımı. "Neden bu gece daha da kötüye gidip, ölmüyoruz? Güzel olurdu" diyorum kendi kendime. Balkon demirlerinden sarkıp caddeyi izliyordum. Herkesin yüzünde, sanki bir ressamın elinden çıkmışcasına aynı ve başarılı gülümsemeler oturtulmuştu. Fakat o ressam bana neden dokunmadı. Katlanamıyordum artık...

        Ellerimi yine saçlarıma doluyordum ve avazım çıktığı kadar bağırmak istercesine ağzımı karanlığa doğru sessizce açıyordum. Dokunmak istiyorum kendi yalnızlığıma ama bana dahi müsaade etmiyor, kendi başına yok olmak istiyordu. Kısa, hatta değeri dahi olmayan cümleler ile günümü geçirmeye çalışıyordum. Ara ara uyanıp beni yaratandan af diliyordum. Bazen kalkıp, korkusuzca karşısına dikilip "neden hep ben" diyordum. Ama ses yok. Dizlerimi karnıma çekiyordum. Gözlerimi kapatıyordum. Sadece hissetmeye çalışıyordum artık.

        Sağ omzumu okşayan bir rüzgar dalıveriyordu içeri. sol omzumdan parmak uçlarıma iniyor nazikçe bedenimi okşuyordu. Nefes alıyordum, gözlerim halen kapalı, bizi dinliyordum. Yine kavgalar ve gürültüler. Beynimin içi savaş alanı oluyordu. Ellerimle koparırcasına çekiyordum saçlarımı, gözlerimi ovalıyordum. Nefes alıp bu acıyı dindirmeye çalışıyorum olmuyor. Sonra balkonun kapısı açılıyor. Sen geliyorsun... Sonrası yok, savaşın içindeki ittifak misali. Acı hissetmiyorum artık...


8 Temmuz 2018 Pazar

Belki

Belki



        "Belki sevmediğinden oluyordur" dedi deli kadın. Anlamsızca bekleyişlerin, umutsuz hareketlerin hatta mana yüklenmiş gibi duran bu felaket sonların hepsine bir sevmeyiş yüklüyor ve adamı hep suçluyordu...

        Adamın söyleyecekleri kadın için önemsizdi belki ama açıklaması gerekiyordu kendini yalnızlığa. Eskiden ellerini sımsıkı tuttuğu, öperken kokladığı o kadın aynı kadın değildi. Bir şeyler ters gitmiş ve kadın değişmişti. Şimdilerde yüzündeki makyajdan tenine ulaşması zorlaşmış, kalbine yaptığı setten atlaması imkansız hale gelmişti...

        Bağırıyordu, haykırıyordu ama ne çare! Kadın kulaklarını öylesine bir umutsuzluğa dikmişti ki, artık kimseyi duymuyor. Hatta kendi sesine, yüreğine dahi dikkat etmiyor, herkesi duymayı reddediyordu...

        Uyuma...


23 Haziran 2018 Cumartesi

MASAL

MASAL





Hava temiz,
Hava aydınlık,
Hava oldukça sıcak.
Senin adın var adımın yanında.
Hiç olmadığımız kadar dağınık,
Biz hiç olmadığımız kadar yakın bir mesafeden sevişiyoruz.
Biz hiç öpemedik daha kanayan dudaklarımızdan hayatı...

Uyandım...
Bu sabah kaldırımda yetişen bir gülün kokusuyla uyandım.
Bu sabah yine biz bize bir hayatı seyir için uyandım.
Bu sabah sana kavuşma ihtimalleri coşturdu, içimin deli denizini.
Havanın 30 derecesi de, dayanılmaz nemi de koparamadı beni senden...

Ellerin bir dolu yasemin çiçeği sevdiğim,
Deniz doldu taştı içimizdeki özlemle,
Bir sarılmak vardı şimdi sana,
Bir daha ayrılık gelmezdi belki de...
Bir daha yollar yarılmazdı ikiye,
Kendi açtığımız kuyuya atlamazdık bodoslama,
Tutsun elimden birileri, sana getirsin beni,
Titreyen ellerime, gözlerimin kızarıklığına aldırmadan sadece sarılmalısın bana...

Umut tükeniyor dedikçe sesin geliyor kulaklarıma,
Şefkati alıyor beni, ait olmadığım yerlerden,
Didik didik ediyorum, ayrılamıyorum bedeninden,
Içine hapsolmuş ölü ruhum, bir damla hüzün arıyor bedeninde,
Bize yollar yazıyorum yeniden, bizim evlerimiz var hiç gitmediğimiz...

Bizim yürümediğimiz, kanlı taşlarla dolu yollarımız var,
Bizim evlerimiz var, başlarımıza yıkılmış,
Gecemiz var serin ve hüzünlü,
Mavimiz var umut dolu ama ağlamaklı,
Bizim ellerimiz var kavuşmamış,
Sen varsın, benden ayrı yazılmaz adın...
Yazılmasın...